İş gücünde ‘yeşil’ senaryo

UNDP ve ILO’nun ortak raporuna göre yeşil dönüşüm, 2030 yılına kadar Türk ekonomisinde 300 bin yeni istihdam yaratabilir. Rapordan yola çıkarak “Yeşil Senaryonun” Türkiye iş gücü piyasasındaki etkilerini değerlendirelim…

Koronavirüs salgınının etkileri dünyanın hemen her yerinde günlük hayatımızın nasıl bir anda değişebildiğini bize gösterdi. Gün geçtikçe geri dönülemez bir noktaya doğru hızla ilerleyen iklim değişikliğinin de hayatımızı değiştireceği şüphesiz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan Türkiye’de İklim Değişikliği ve Yeşil Ekonomi Politikalarının Sosyal ve İstihdam Etkileri başlıklı güncel raporda yeşil işler Türkiye açısından değerlendirilmiş. Bu anlamda, yeşil işler yaklaşımına yeni bir bakış açısının sunulduğunu söylemek mümkün. Rapora göre, yeşil dönüşüm, 2030 yılına kadar Türk ekonomisinde 300 bin yeni istihdam yaratabilir. Bugünkü yazımda, söz konusu rapordan yola çıkarak “Yeşil Senaryonun” Türkiye iş gücü piyasasındaki işler üzerindeki etkilerini ele almaya çalışacağım.

En çok tarım ve inşaatı etkileyecek

Küresel ısınmanın çevreye ve ekonomiye vereceği zararların yanında, iş gücü piyasası açısından ortaya çıkacak sorun asıl olarak ısı stresinde yaşanacak artış. Bu anlamda, küresel ısınmaya bağlı olarak ısı stresindeki artış yüzünden verimlilik zarar görecek, iş kayıpları yaşanacak ve dolayısıyla sosyo-ekonomik zarar ortaya çıkacak. ILO tahminlerine göre, küresel ısınmadan kaynaklanan ısı stresindeki artış, 2030 yılı itibarıyla küresel düzeyde 80 milyon tam zamanlı işe eşdeğer verimlilik kaybına yol açacak.

Bu yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklıkta 1.5°C’lik artış olmasına dayalı tahminler, 2030 yılı itibarıyla dünya çapında daha yüksek sıcaklıklar nedeniyle toplam çalışma saatlerinin yüzde 2.2’sinin kaybedileceğini gösteriyor. Söz konusu oran, 80 milyon tam zamanlı iş kaybına eşdeğer. Bu da küresel düzeyde 2.4 trilyon dolar tutarında ekonomik kayıp anlamına geliyor. Isı stresinden en çok etkilenen iki sektör ise tarım ve inşaat.

Isı stresi

Isı stresi, insan vücudunun fizyolojik zayıflamaya uğramadan dayanabileceğinin ötesindeki ısı anlamına geliyor. Isı stresi, genellikle 35°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda, yüksek nemde meydana geliyor. Çalışma esnasında aşırı ısı, iş sağlığı riski oluşturuyor. Bununla birlikte, çalışanların fiziksel işlev, yetenek ve kapasitelerini kısıtlıyor ve dolayısıyla da verimliliği olumsuz etkiliyor. Dahası, aşırı durumlarda ölümcül olabilecek sıcak çarpmasına neden olabiliyor.

300 bin yeni iş

UNDP ve ILO’nun ortak raporuna göre, Türkiye yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak 2030 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılasını yılda 8 milyar dolar daha artırabilecek, 300 bini aşkın yeni iş yaratabilecek, sera gazı salınımlarını 2019 düzeyine göre yüzde 8 azaltabilecek. Gelecekteki enerji ihtiyaçlarının karşılanması için rüzgâr ve güneş enerjisine yatırım yapılması, yalnızca çevre bakımından yarar sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda büyüme, istihdam yaratma ve ticaret dengesi bakımından güçlü ekonomik kazançlar getirecek.

Tüm yapısal değişikliklerde olduğu gibi, yeşil senaryoya bağlı olarak Türkiye işgücü piyasasında da bazı sektörlerde iş kayıpları yaşanması muhtemel. Bu nedenle, hangi sektörlerde hangi işlerin yaratılacağı ve hangi işlerin kaybedileceğinin tespit edilmesi önemli bir husus. Hangi sektörlerde yeni işlerin yaratılacağı ve hangi sektörlerde işlerin kaybedileceğinin öngörülmesi, iş yaratma ve insana yakışır işleri artırma hedefleri açısından da büyük önem arz ediyor. Dolayısıyla, gerek işçi kesiminin gerek işveren kesiminin temsilcileri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile uluslararası kuruluşlar, kısacası işgücü piyasasının aktörleri tarafından çalışılması gereken acil konulardan biri de bu olmalı.

Yenilenebilir enerji = yüksek nitelikli iş

İstihdamda elde edilecek kazancın yanında başka olumlu sonuçlardan da bahsetmek mümkün. Bu anlamda, raporda üzerinde durulan temel hususlar şu şekilde:

– İstihdam artışı anlamına gelen yeni işler oldukça yaygın olacak, kazanımlar Türkiye’deki 66 ekonomik sektörün hemen hepsinde görülecek.

– Yenilenebilir enerji, yüksek nitelikli işler için daha büyük talep yaratacak. Bu durum da becerilere yatırım yapılmasını gerektirecek.

– Yeşil enerji daha ucuz olduğundan, yenilenebilir kaynakların kullanılması, enerji verimliliği gibi diğer alanlara finansman sağlanmasına olanak tanıyacak.

– Yenilenebilir enerjiye yatırım yapılması, Türk ürün ve hizmetlerine talebi artıracak.

Milliyet Gazetesi – 05.08.2022